Prostat kanseri, özellikle 50 yaş üzerindeki erkeklerde en sık görülen kanser türüdür. Kansere bağlı ölüm sebepleri arasında da ikinci sırada yer almaktadır.
Prostat bezi, mesanenin hemen altında yer alan ve meni sıvısının üretiminden sorumlu olan bir organdır. Bu bezdeki anormal hücrelerin kontrolsüz çoğalmasıyla prostat kanseri gelişir. Günümüzde görüntüleme yöntemleri ve tarama testlerindeki ilerlemeler sayesinde hastalık daha erken evrede tespit edilmekte, bu da tedavi başarısını ve sağkalım oranlarını artırmaktadır. Nükleer Tıp Uzmanı Dr. Nesrin Aslan, prostat kanserinin tanı, tedavi ve güncel görüntüleme yöntemleri üzerine önemli bilgiler sunuyor.
Prostat kanseri genellikle prostat hücrelerinin kontrolsüz büyümesiyle ortaya çıkar. En sık görülen prostat kanseri tipi adenokarsinomdur. Tarama testlerinde en önemli tümör belirteci ise PSA (Prostat Spesifik Antijen)’dır. Kanda tespit edilen PSA yüksekliğini mutlaka klinik bulgular ile birlikte değerlendirmek, gerek halinde ileri görüntüleme yöntemleri ve biyopsi ile doku örneklemesi yapmak gereklidir.
Biyopsi sonrası patoloji raporunda belirtilen Gleason skoru, tümörün agresifliğini gösterir ve tedavi planlamasında yol göstericidir. Prostat kanserlerinin büyük kısmı yavaş seyirlidir ve erken evrede prostat dışına çıkmamıştır. Bu durum prognozu olumlu kılar. Ancak ileri evre ve metastatik olgularda daha agresif tedaviler gerekebilir.
Prostat kanserinin erken evrede genellikle belirgin bir semptomu yoktur. Görülebilecek bulgular arasında:
Erken evre prostat kanseri genellikle bulgu vermez bu yüzden 50 yaş üzeri erkeklerde kan PSA düzeylerine bakılarak yapılan tarama testleri hastalığın erken dönemde yakalanması açısından hayati önem taşır.
Tanı sürecinde öncelikle dijital rektal muayene (DRM) ve PSA testi yapılır. Şüpheli olgularda multiparametrik MRI ile görüntüleme ve gerekirse transrektal ultrason eşliğinde biyopsi / füzyon biyopsisi uygulanır.
Tanı konulduktan sonra hastalığın evresinin belirlenmesi için Galyum 68 PSMA PET-CT uygulanır. PSMA PET-CT bir moleküler görüntüleme yöntemidir, bu yöntem ile hastalığın tanısı ve metastatik odakların tespiti büyük bir hassasiyet ve doğrulukla yapılabilmektedir.
Prostat kanseri tedavisi; tümörün evresi, derecesi, hastanın yaşı ve genel sağlık durumuna göre kişiselleştirilir. Başlıca seçenekler:
Nükleer tıp prostat kanseri ve metastazlarının hem görüntülemesinde hem de tedavisinde önemli bir rol oynamaktadır. Prostat kanseri, nükleer tıbbın son yıllardaki güncel uygulama alanı olan TERANOSTİK yaklaşımlar açısından ideal bir tümör tipidir.
TERANOSTİK uygulamalarda ilk adım kullanılan radyoligandlar ile tümörün ve metastazlarının görüntülenmesidir ki prostat kanseri için bu uygulamanın adı PSMA PET-CT’dir. İkinci adım ise görüntülenen hedef hücrelerin o hedefe gidip bağlanma özelliği olan bir radyoligand ile tedavi edilmesidir ki bu noktada da 177Lu-PSMA ve 225Act-PSMA devreye girmektedir. PSMA PET-CT prostat kanseri için tanı, evreleme, nüks tespiti ve tedavi sonuçlarının değerlendirilmesi konusunda yüksek hassasiyet ve doğruluğa sahip bir görüntüleme yöntemidir.
Lutesyum 177 PSMA ve/veya Actinium 225 PSMA ise metastatik hormona dirençli prostat kanseri hastalarının tedavisinde önemli bir rol oynamaktadır ve klavuzlarda yerini almıştır. Birkaç ay önce FDA bu tedavi yöntemini kemoterapiden önceki seçenek olarak onaylamıştır.
Prostat kanserinde erken tanı, kür şansını ve sağkalım oranlarını ciddi ölçüde artırır. Lokalize tümörlerde 5 yıllık sağkalım oranı %98’in üzerindedir. Ayrıca aktif izlem, uygun hastalarda yaşam kalitesini koruyarak idrar kaçırma veya cinsel işlev bozukluğu gibi tedaviye bağlı yan etkilerin önüne geçebilir.
Gelişmiş cerrahi ve radyoterapi teknikleri sayesinde komplikasyon oranları düşmüş, tedavi sonrası yaşam kalitesi artmıştır.
Prostat kanseri tanısı hayatı değiştiren bir durum olsa da, birçok hasta uzun yıllar semptomsuz yaşayabilmektedir. Tedavi kararları mutlaka kişiselleştirilmelidir. Riskler ve yan etkiler göz önünde bulundurularak tedavide hastanın, ürologun, onkologun ve nükleer tıp uzmanının ortak kararıyla ilerlemek en doğru yaklaşımdır.
Prostat kanseri yönetimi, tanıdan tedaviye uzanan geniş bir yelpazeyi kapsar. Nükleer tıbbın sağladığı hassas görüntüleme yöntemleri ile kişiselleştirilmiş tedavi planları yapmak mümkündür. Erken tanı ve uygun tedaviyle, bu hastalıkla mücadelede başarılı sonuçlar elde edilebilir.